KISIRKAYA’YI KİMSENİN ÜZMEYE HAKKI YOK!

Kısırkaya’da kısa süre içerisinde yaşanan iki can kaybı, yaz sezonunun henüz başında hepimizin yüreğini yaktı. Ne yazık ki sıcak havaların gelmesiyle birlikte Karadeniz kıyılarından yine üzücü haberler almaya başladık.

Her boğulma vakasının ardından aynı cümle kuruluyor:”Karadeniz yine can aldı…”Oysa gerçek bu değil.Karadeniz can almaz, Karadeniz’de bilinçsizlik can verir.Kısırkaya, Gümüşdere ve Kilyos; İstanbul’un en güzel doğal alanlarından, en değerli sahillerinden biridir.

Bu bölgelerin boğulma haberleriyle gündeme gelmesi sadece hayatını kaybedenlerin ailelerini değil, bölge insanını da derinden üzüyor.Deniz yıllardır aynı deniz…Dalgalar aynı dalgalar…Akıntılar aynı akıntılar…Değişmeyen şey doğanın kurallarıdır.

Peki dikkat çeken bir soru soralım:Neden boğulanların tamamı bölgeye misafir olarak gelen kişilerden oluşuyor?Çünkü bölge insanı Karadeniz’i tanıyor.Hangi havada denize girileceğini, hangi noktaların risk taşıdığını, akıntının nasıl çalıştığını ve denizin ne zaman tehlikeli hale geldiğini biliyor.Misafir olarak gelenler ise çoğu zaman Karadeniz’i Akdeniz ya da Ege ile karıştırıyor. Denizin güzelliğine aldanıyor, gücünü ise yeterince hesaba katmıyor.

Uzmanlara göre boğulma vakalarının önemli bir kısmı yüzme bilmeyenlerden değil, yüzme bildiğini düşünen kişilerden oluşuyor.Çünkü;Arabayı kullanabiliyor olmak iyi bir sürücü olduğunuz anlamına gelmez. Yüzebiliyor olmak da iyi bir yüzücü olduğunuz anlamına gelmez.

Havuzda birkaç kulaç atabilmek, sakin sularda yüzebilmek ya da yıllardır denize giriyor olmak; Karadeniz’in güçlü akıntıları karşısında yeterli olmayabilir.Özellikle Karadeniz kıyılarında sıkça görülen ve teknik adı “Rip Current” olan çeken akıntılar, saniyeler içerisinde insanı kıyıdan onlarca metre açığa sürükleyebilir.

Bu noktada tehlikenin asıl kaynağı çoğu zaman deniz değil, kişinin kendi sınırlarını yanlış değerlendirmesidir.İçi tam dolu olmayan özgüven, boğulmaların en büyük sebeplerinden biridir.”Bana bir şey olmaz” düşüncesi, kırmızı bayrakları görmezden gelmek, cankurtaran uyarılarını dikkate almamak ve doğanın gücünü küçümsemek birçok acı olayın ortak noktasıdır.

Oysa Karadeniz’in huyunu suyunu bilirseniz Karadeniz dünyanın en güzel denizlerinden biridir.Onunla mücadele etmeye kalkmaz, onu tanır ve kurallarına uyarsanız size eşsiz manzaralar, temiz sahiller ve unutulmaz anılar sunar. Ancak onu hafife alırsanız, birkaç dakika içerisinde sizi zor durumda bırakabilecek kadar da güçlüdür.Bu güzel sahillerin adı boğulma haberleriyle değil; doğasıyla, turizmiyle, gün batımıyla, balıkçılarıyla ve güzellikleriyle anılmalıdır.Daha fazla bilinç…Daha fazla eğitim…Daha fazla tedbir…

İşte ihtiyacımız olan tam da budur.

Ve son söz:Karadeniz düşmanımız değil, dostumuzdur.

Yeter ki onu tanıyalım.Kısırkaya’yı kimsenin üzmeye hakkı yok!

Sarıyer Life- Mustafa Uslu